Felsefe Nedir? İlk Kullanan Kimdir?

Felsefe (Yunan φιλοσοφία: bilgeliğe sevgi), var olan şeyler hakkında temel bir anlayışa ve bu anlayışın kendisine ulaşma çabasıdır. Geniş anlamda, felsefe insanın gerçeklikle, Tanrı ile, başkalarıyla ve kendi benliğiyle olan ruhsal ilişkileri üzerine toplam düşüncesini ifade eder. Felsefi düşünme, doğru bilgi kazanma yöntemleri ve pratik eylemler hakkında düşünmeyi de içerir. Bir felsefeci sadece bilgeliği seven kişi değil, aynı zamanda bu net anlayışı da seven kişidir. Bu nedenle, felsefe, bu anlayışa dayalı erdemli bir yaşam tarzı ve insanın dünya, diğerleri ve kendisiyle olan sorumlu ilişkisinin temel bir yol olarak anlaşılabilir. Tarihi boyunca felsefe, ilgi alanlarını sık sık değiştirmiş, bazen insan sorunlarını, bazen kozmosun problemlerini öne çıkararak, görünür yasaları veya doğanın değişken hareketlerinin nedenlerini araştırmıştır.

Felsefe Kavramının Gelişimi

Felsefe kavramı, Yunanlar arasında erken dönemde genel kullanıma girmiş ve başlangıçta iki görüşü temsil etmiştir: Dünya ve yaşamın özel bir ruhsal aktivitesi (Pitagoras) veya bilgi ve kültüre olan sevgi (Herodot, Tukidid). Sokrates, felsefeyi gerçeği araştırma (sadece bilgi değil) süreci olarak problematize etmiş ve Platon‘a göre, gerçeğe olan en yüksek sevgi biçimi olan eros’u besleyen bir felsefeci haline gelmiştir. Aristoteles, bilgiyi (ἐπıστήμη) ve bilgeliği (σοφία) birleştirmiş, değerli ve bilgiye dayalı unsurları felsefede geliştirmiştir. Bu, felsefenin dünyayı kapsayan genel bir bilim olarak anlaşılmasına yol açmıştır; bu bilim, temel ilkelere odaklanan ‘birinci felsefe’ (πρώτη φıλοσοφία), daha sonra metafizik olarak adlandırılmıştır. Aristoteles’in bu anlayışı, felsefenin yüzyıllar boyunca genel bir felsefi bilgi şeması haline gelmesini sağlamıştır. Daha sonraki dönemlerde, felsefenin kavramı, özel bilimsel içeriğin felsefeden ayrılma süreci boyunca gelişmiştir.

Felsefenin Gelişimi

Yunanlar tarafından erken dönemde yaygın olarak kullanılan felsefe kavramı, başlangıçta iki bakış açısını temsil ediyordu: Dünya ve yaşamın özel bir ruhsal etkinliği (Pitagoras) veya bilgi ve kültüre duyulan sevgi (Herodot). Socrates, felsefeyi gerçeği araştırma (bilgi değil) süreci olarak problematize etmiş ve böylece Platon’a göre, gerçeğe olan en yüksek sevgi biçimi olan eros’u besleyen bir felsefeci haline gelmiştir. Aristoteles, bilgiyi (ἐπıστήμη) ve bilgeliği (σοφία) birleştirmiş, değerli ve bilgiye dayalı unsurları felsefede geliştirmiştir. Bu, felsefenin dünyayı kapsayan genel bir bilim olarak anlaşılmasına yol açmıştır; bu bilim, temel ilkelere odaklanan ‘birinci felsefe’ (πρώτη φıλοσοφία), daha sonra metafizik olarak adlandırılmıştır. Aristoteles’in bu anlayışı, felsefenin yüzyıllar boyunca genel bir felsefi bilgi şeması haline gelmesini sağlamıştır. Daha sonraki dönemlerde, felsefenin kavramı, özel bilimsel içeriğin felsefeden ayrılma süreci boyunca gelişmiştir.